Afet İçinde Afet Yönetmek

496

Acil Serviste Deprem Günü
30 Ekim 2020 günü, aslında acil serviste geçirdiğimiz onlarca günden herhangi biri gibi başlamıştı. Saat 14:51’i gösterdiğinde aniden bir sarsıntı başladı. Panik ve korkuyla geçen sürecin ardından herkesin aklında benzer sorular vardı, deprem nerede olmuştu, kaç şiddetindeydi, yaralananlar var mıydı? Hiç kimsenin zarar görmemesini temenni ederek acil koridoruna doğru yöneldim. O sırada haber geldi. Deprem Seferihisar açıklarında olmuş, Bayraklı’da binalar yıkılmış, enkaz altında kalanlar varmış, yaralılar geliyormuş. Korku, şaşkınlık, endişe… Hepsini bir kenara bırakmak ve bütün bunlara çare olmak zorundaydık. 5 Ocak 2017 tarihindeki adliye patlamasını hatırladım, o kötü günde de acil serviste asistan doktor olarak çalışıyordum. Acil serviste yaşanacakları bir nebze tahmin etmemi sağlasa da durumla ilgili çok önemli bir istisnanın da farkındaydım, depremle birlikte çok büyük bir alan etkilenmişti ve bu sefer bir pandeminin içindeydik.

Hangi afet söz konusu olursa olsun, acil servislerin sağlık hizmeti sunumu için bir odak olacağı, tıbbi bakıma ihtiyaç duyacak pek çok kişinin aynı anda başvuracağı ve insanlar arasında telaş ve kaosun hakim olacağı bir gerçek. Deprem gibi bu hizmetlerin sürdürüleceği binalara da doğrudan hasar verebilecek afetler için acil durum planlarını önceden belirlemek ve böylesi durumlar için tatbikat yapmak oldukça gerekli. Hastane yönetimi ve çalışanlarının bu konu ile ilgili rehber alacağı Hastane Afet ve Acil Durum Planları Uygulama Yönetmeliği, geleceğin Acil Tıp uzmanları olacak bizler için mutlaka bilinmesi gereken bir kaynak. Yaşadığımız bu afetle de bir plan dahilinde organize olmanın oldukça güvenli olduğunu bir kez daha gördüm. Pandemi koşulları için çalıştığım acil servis, enfekte ve temiz alan olarak iki taraflı hizmet vermekteydi. COVID alanlarındaki işleyiş devam edecekti ancak gelecek onlarca hastanın enfekte olup olmadığıyla ilgili hiçbir fikrimiz olmayacaktı. Herkes tam kişisel koruyucu ekipmanı ile hazır oldu. Acil Tıp Anabilim Dalı’ndaki hocalarımız ve uzmanlarımızın direktifleriyle kan merkezi alert edildi, halihazırda acilde tanısı konan hastaların ivedilikle yatışı sağlandı, tedavi görmekte olan hastalar için pandemi koşullarına uyularak bir alan belirlendi ve hastalar o alana alındı, kalan alanlar boşaltıldı ve bu alanlarda hastaların birbirinden enfekte olmaması için gereken ve tıbbi müdahalelerinde kullanılabilecek bütün malzemelerin alanlara temini sağlandı. Art arda sıralarken dahi uzun gelen bütün bu noktalar dakikalar içinde gerçekleşmişti. Acil Tıp ekibinden herkes koşarak acile geldi, bütün cerrahi branşlar, anestezi ve çocuk hastalıkları ekibi ve hastane yönetimi de acildeydi. Kalabalığın yaratacağı kaosu engellemek adına herkes belirlenen alanında, birlikte çalışacağı ekiple sağlık hizmetini sürdürdü. Neyse ki hasta bakım alanlarımız deprem sırasında hasar görmemişti. Eğer bu gerçekleşseydi hastaları tahliye etmek ve alternatif bakım alanları oluşturmak için farklı yollar da izlememiz gerekecekti.

Çoklu başvuruların yaratacağı karmaşayı engellemek, hangi hastaya önce müdahale edileceğine karar vermek için afet koşullarında triyajın önemini bir kez daha gördüm. Hastane öncesinde ve hastanede afet durumlarında triyajın yapılması için kullanılan START, JumpSTART, Homebush, Triage Sieve, CareFlight, Sacco Triyaj metodu, Military Triage, İtalyan CESIRA, SAVE ve SORT gibi pek çok yöntem olsa da ortak vurgulananlar triyajı yapacak kişinin kıdemli olması gerektiği, triyaj alanının mümkünse acil servisin girişinde, güvenliği sağlanmış bir alanda kurulması, kayıt personellerinin hazır bulunması (hastaların kimlik bilgilerine ulaşılamayabileceği unutulmamalı) bütün taşıyıcı ekipmanın ve taşıyıcı personelin hazır bulunması gerektiği. Hasta yakınlarının kayıp olabileceğini, onların da aynı felaketten etkilendiğini, yakınlarına ulaşılabilen kişiler için mutlaka hasta hakkında iletişim halinde kalmayı unutmayın. Gerekirse o gün de yaptığımız gib bilgilendirme için bir ya da birden fazla personeli görevlendirebilirsiniz. Tıbbi bakıma ihtiyacı olanlar dışında da acil servise gelecek pek çok hasta yakını, basın mensubu, halktan kişi olacaktır. Pandemi koşullarında olduğumuzu bir an bile akıldan çıkarmamak, maske mesafe ve hijyen konusunda sürekli bilgilendirici kalmak oldukça önemli.

Pandemi koşullarında meydana gelen bir afetin bölge nezdinde artan vaka sayılarına sebep olabileceğini akılda tutmalıyız. Acil Tıp uzmanlarının idari görevler de yürüttüğünü göz önünde bulundurursak afet içinde afet yaşanan böyle durumlarda gerekli koruyucu hekimlik önlemlerini almak, toplu bulaşları önlemek ve afetzedelerin temel ihtiyaçlarından biri olan hijyen malzemelerine daha çok ulaşım sağlamak, bütün insani ihtiyaçlarla birlikte önceliğimiz olabilir. Hastane içinde yoğun şekilde, normalden daha uzun sürede ve katbekat fazla kişiyle hizmet verilen böyle anlarda ekibinizden birilerinin de enfekte olabileceğini ve bulaş ihtimalini akılda tutmak gereklidir. Kişisel koruyucu ekipmana uyum, personeller arası mesafenin korunması ve hijyen kurallarına sıkı sıkı uyulması böyle zamanlarda daha çok önem taşır.

Son olarak vurgulamak istediğim bir nokta daha var. Kitlesel olayların kaçınılmazlığı bir gerçek olsa da deprem gibi afetler maalesef çeşitli ruhsal travmaları da beraberinde getirebilir. Kaygı duygusu bizlere çözüm üretmek, olayı değerlendirmek ve önlem almak konusunda yardımcı olabileceği gibi etkileri kişiden kişiye değişen ve uzamış durumlar da söz konusu olabilir. Böyle noktalarda uygun desteğe ulaşmak bütün afetzedeler için olduğu üzere sağlık çalışanları için de gereklidir.

Başta hastanede hizmet veren bütün sağlık çalışanları olmak üzere, 112 Acil Sağlık Hizmetleri, UMKE, AFAD, Kızılay, sivil toplum kuruluşları ve maden işçileri… Bütün bu pelerinsiz kahramanlara teşekkürü borç bilirim. Böyle acı günleri tekrar yaşamamayı diliyorum.

Dr. Büşra Sapmaz
EÜTF Acil Tıp Anabilim Dalı